Katkılarından dolayı
ŞİŞLİ BELEDİYESİ'NE,
Kağıthane ve Beşiktaş Belediyelerine,
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne,
PİMMS Group ve Mask'a,
Mephisto Kitabevi'ne
TEŞEKKÜRLER...
Belgesel / Festival Seçkisi
Oy ver
(0 oy)
İstanbul'da koyunların kurban edilmesi önceleri evin babası tarafından kendi bahçesinde gerçekleşirken şimdilerde bu, belediyeler tarafından oluşturulan halka açık merkezlerde yapılıyor. Yakın zamanda kabul edilen bir yasaya göre artık kişilerin kurbanlarını halka çık veya özel alanlara çıkarmasını yasaklıyor.  Şimdi, profesyonel kurbancılar (kasaplar), ustaca sahnelenmiş, kodlanmış bir kitlesel cinayet gerçekleştiriyorlar. Bu ritüelleri yöneten kodların mutasyonu kişisel soruları yükseltiyor. Vahşet kurumsallaştığında, kurban tarafından provoke edilen arınma hala mevcut mudur? Vahşet nasıl izlenmeli, nasıl sunulmalı? Bu filmde Faynot, yönetmen olarak kurban eden (kasap bn.) - aile - hayvan üçgeninde yerimi sorguluyor.
Oy ver
(2 oy)
“Elektrik üretimi şart” diyerek yollara düşen şirketler, neo-liberal politikaların uygulayıcısı olarak boy gösteren yöneticiler, mahkeme kararları ile durdurulmuş projeleri “suyun ticarileştirilmesi” için yok sayarak vadilere dozerleri gönderenler... 2007 yılından itibaren hız kazanan HES (Hidro Elektrik Santral) projeleriyle karşı karşıyayız. Bir yandan derelerin kullanım hakkı 49+49 yıllığına şirketlere devredilirken, büyüleyici doğası olan Karadeniz bölgesi “şantiye alanı”na çevriliyor... Bir yandan da bu durum bütün yaşam biçimlerini etkiliyor – yıkıma sürüklüyor: insanından balığına, aysından arısına, deresinden ağacına kadar... Geçmişleri, bugünleri ve yarına bırakacakları ne varsa, vadilerindeki yaşamlarına ve bu yaşamların en büyük kaynağı olan suya borçlu olduklarını söyleyen insanlar şaşkın ve öfkeli. Sesleri duyulmadığı için, yalnız oldukları için ve yaşam alanları zorla değiştirildiği için... Akıntıya karşı durmak, HES projelerinin “asıl” nedenlerinin ve bu…
Oy ver
(0 oy)
Savaşın büyük yıkım ve acılarını yaşayan "Barış Anneleri"nin her şeye rağmen barışı getirmek, çocuklarına kavuşmak için verdiği mücadeleyi ve yaşamlarını konu alıyor.
Oy ver
(0 oy)
İnşaat ustası Mehmet Usta ailesi ile birlikte, dinlerin ve kültürlerin kesiştiği Mardin kentinde yaşamaktadır. Mehmet Usta'nın sinema okulunda okuyan en büyük oğlu Haydar, babasının filmini yapmaya karar vermiştir. Çünkü Müslüman bir adam olan Mehmet Usta, yardımcılarıyla birlikte, tarihi bir Mezopotamya köyünde bir Süryani kilisesini onarmaktadır. Mehmet Usta'nın çevresi, Müslüman ve Süryani namazlarının birlikte kılındığı, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice'nin bir arada konuşulduğu, imam ve papazın aynı sofrada yemek yediği tarihin kavşağı bir ortamdır. Mehmet Usta ve çevresindekiler, aslında geçmişle geleceğin ortasında, tarih yapmaktadırlar.
Oy ver
(1 Oy)
  Nazar boncuğu işçilerinin zorlu çalışma şartları ve yok olmak üzere olan nazarboncuğu kültürünün kötüye giden hikayesi...
Oy ver
(6 oy)
Yedi kadın işçi. Türkiye’nin dört ayrı şehrinde dört ayrı serbest bölge. Etrafını çeviren yüksek duvar veya tel örgülerle bir çalışma kampını andıran bölgeler. Bu belgeselde, Türkiye’nin çeşitli serbest bölgelerinde çalışan kadın işçilerin çalışma koşullarına ilişkin tanıklıkları, deneyimleri, yaşamla ilgili beklentileri yer alıyor. Yalnızca bölgenin etrafındaki değil, kadın ve kadın işçi olmanın etrafını çepeçevre kuşattığı tel örgüleri de belirginleştiriyor. Öyle ki, bölgenin sınırlarının nerede kalktığı, neresinin içeri neresinin dışarısı olduğu muğlaklaşıyor… KATILDIĞI FESTİVALLER Globale 2011 Berlin 1. Fîlmamed Diyarbakır Belgesel Günleri,May 2011 / 1. Fîlmamed Diyarbakır Doc. Days 9.Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali,Mart 2011/Int. Filmmor Women’s Film Festival 7. Asya Kadın Filmleri Festivali, Hindistan 2011 / 7.IAWRT Asian Women Film Festival, India,March 2011 2. Canadian Labour International Film Festival, Kasım, 2010…
Oy ver
(4 oy)
Zaman, acımasızca geçip insanlara bir çok şeyi unuttursa da bazı anlar insanların gözünün önünde tekrarlanmaya devam eder. Bunları, çekilmiş fotoğraflar, kaydedilmiş videolar, önceden tutulmuş notlar destekler. Anılar, geçmişten arda kalmış hayata bu şekilde anlam katar. Farklı topraklara göç edip yaşamlarına oralarda devam etmek durumunda olan insanlar da geçmişlerine özlem duyarak bulundukları mekanlara alışmaya çalışırlar. Farklılıkların getirdiği zorluklar kendini zamanla alışmaya bırakır. Ardından, gezinilen yerler, yapınılan işler, bulunulan mekanlar, insanların anılarına çağrışımlar yapmaya başlar. Daha sonrasında yaşanılan hatıralar da bunların şekillenmesine yardımcı olur. Dolayısıyla, bir kişinin yaşanmışlıklarından yola çıkan bu film, bir bütün içindeki parçaların yani bölünmüş ruhun aslında insanın içindeki hatıraları simgelemekte olduğunu bize gösterir. Bu bağlamda film, memleket kavramını da bize sorgulatmaktadır.
Oy ver
(1 Oy)
Yaşadığımız hayat çelişkileriyle devam eden bir süreçtir. İnsan, tüm bu çelişkiler içerisinde varlığını korumak ve devam ettirmek için uğraş vermektedir. Yaşanan olaylar, genel toplumsal sonuçlarından ayrı olarak, kişilerin yaşamında da önemli değişikliklere yol açar. Toplumsal yarar bireyler açısından trajedilere yol açabildiği gibi, bireysel sevinçler toplumsal felaketlerin göstergesi de olabilir. 31 Ocak 2008 tarihinde Zeytinburnu / Davutpaşa Emek İş Hanı’nda bulunan maytap atölyesinde meydana gelen patlama da böylesi bir süreçtir. Bu patlama;“birilerinin” düğünlerini, şenliklerini eğlenceli dönüştüren maytapların,“diğerlerinin”  yaşamını nasıl kedere dönüştürebildiğini ortaya koymuştur. AYTEN BAŞER ÖZGEÇMİŞ Erzincan da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Sinema Tv bölümün ü bitirdi. Şu an Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sinema Televizyon bölümünde yüksek lisans öğrencisidir. FİLMOGRAFİ Dön Oyun Oynayalım / 2006 Nefes / 2007 Dokunma…
Oy ver
(2 oy)
Dilşah Özgen (68) , 1990 ile 1995 yılları arası faili meçhul cinayette eşini, çatışmalarda iki çocuğunu kaybeder. Köyü yakılıp, boşaltılan ve uzun süre yoksullukla mücadele eden Özgen, Diyarbakır merkezde yaşasa da, Kulp’a bağlı harabeye dönmüş köyünden de kopamaz. Özgen, zorluk ve acı dolu yaşamına rağmen mutluluğun barışla gelebileceğine inanıyor. Bu inancı ile birlikte ilerleyen yaşına rağmen Barış Anneleri İnisiyatifi isimli kadın sivil toplum örgütünde de mücadele ediyor.
Oy ver
(2 oy)
Ünlü Kürt Dengbêji Evdalê Zeynikê, annesi tarafından fakirlik içinde büyütülür. Otuz yaşında gördüğü bir rüya hayatını tamamen değiştirir. Evdal dağa, taşa, zozanlara kılam okumaya başlar. Atıştığı her dengbêji yanık sesi ve şairane yorumuyla alt eder. Kısa bir zamanda Serhad’ın en ücra köşesinde namı duyulur. Kundakta bulduğu terk edilmiş bir çocuğa babalık yapar. Evlatlığı Temo 8 yaşlarına gelince Evdal kör olur ve hayata küser.  Bu dönemde kanadı kırık bir turnaya da dost olan Evdalê Zeynikê, artık dengbejliğinin en verimli kılamlarını üretmeye başlar. Trajedisini ve aşkını lirik bir dille haykıran dengbêje, kanadı kırık turnası ve evlatlığı Temo birer sığınak olurlar.
Oy ver
(0 oy)
Türk sineması arkasında kalan yardımcı oyuncuların hayatlarındaki zorluklar ve sıkıntıları  anlatılmıştır.Bu zorlukların yanında Beyoğlu’nun unuttukları isimleri olan bu karakterlerin sinemaya verdikleri ve onlardan aldıkları üzerinde durulmuştur.Hayatlarının her noktasına girilerek onların birebir yaşantıları gösterilmiştir.
Oy ver
(3 oy)
16-17-18 Mart 1988, Halepçe ve çevre köylerin kimyasal bombalarla vurulduğu günlerdir. Enfal adı verilen, Saddam rejiminin Kürtleri topyekûn katletme girişiminin bir parçası olan bu katliam, hızlı ve kitlesel bir soykırım uygulaması olarak da tarihe geçer. Halepçe soykırımından rastlantısal bir biçimde kurtulan 10 kişiyle yapılan görüşmelerden oluşturulan bir anlatı eşliğinde, arşiv görüntüleri ve yeni çekimlerle olayın bütün boyutları ele alınmaya çalışılmıştır.
Oy ver
(5 oy)
Film Van merkezde çekilmiş olup hamal arabası kullanan kişilerin dramını vermektedir. Deprem öncesi ve sonrasında çekilen film genelde doğal olarak çekilmiştir. Hamal arabası kullanan insanların başka geçimi olmadığı için günlük kazandıkları para onlara yetmemektedir. Bu durumda çocukları rahat bir yaşam sürdürememekte…
Oy ver
(3 oy)
“IN/OUT” Avrupa’da düzenlenen bir belgesel projesine Türkiye’den katılan bir film yapımcısının Sırbistan’dan sınırdışı edilişini ve domino taşı etkisi yaratan bu olayın sebep olduğu problemleri konu ediyor. Bir bölümü sınırda çekilen çekilen gerçek görüntüler olmak üzere 3 bölümden oluşan animasyon belgesel türündeki film, sınır kavramını görselleştirerek ülkelerarası geçişlerde uygulanan yaptırımları ve farklı ülkelerdeki yurttaşlık durumlarını sorguluyor.
Oy ver
(1 Oy)
Hes musibeti erzurum bağbaşı'nı da vurdu. senelerdir süren hukuki ve fiziki mücadele, müteahhit firmanın baskısıyla yöre halkının aleyhinde seyrediyor. köylülere verilen akla ziyan cezalardan biri, 17 yaşındaki leyla'nın tüm köyle konuşmaktan men edilmesi. ilk kez devlet şiddetine maruz kalan köylüler, susuzluğa ve suskunluğa mahkum edilseler de gündelik hayat devam ediyor, elbet.
Oy ver
(4 oy)
Her gün daha çok yüzleşilen,  giderek daha çok  kanıksanan,  gün geçtikçe  çoğalan,  çoğaldıkça görünmez olan, kendilerinden ağır kağıtları, atıkları  el arabalarıyla gün boyu taşıyan “kağıtçılar”  yanımızdan sessizce geçiyorlar... Türkiye’de yaklaşık 300 bin kişi çöplerden atık  toplayarak yaşamını kazanıyor. Bu sayı gün geçtikçe artıyor. “KAĞITÇI” belgeseli,  çöplerden kağıt ve atıkları toplayarak yaşamlarını sürdüren ve kağıtçı olarak adlandırılan geri dönüşüm işçilerinin yaşam mücadelelerinden ve sorunlarından kesitleri onların dünyasından aktarmaya çalışıyor.
Oy ver
(0 oy)
“Kara Vagon/38 Dersim Sürgünleri” adlı belgeselimiz 1937-1938 yılları arasında Dersim’de yaşanmış büyük katliam ve beraberinde zoraki asimilasyona ve “Mecburi iskana/sürgüne” tabi tutularak yerlerinden edilen, tüm aile fertlerinin katledildiği bireylerin Türkiye’nin değişik illerine sürgünlerini, tarihsel dokümanlar eşliğinde, bir ibret sertifikası olarak tarihe bir dip not olarak sunuyor.
Oy ver
(1 Oy)
Öteki Yüzler adlı belgeselde, bir insan hakkı sorunu olan çocuk işçiliği konusu işlenmiştir. Türkiye’de bulunan ve okuma çağında olan çocukların çalışma koşulları ele alınmıştır. Temelde sosyo- ekonomik olarak görülen çocuk işçiliği konusunu, bu belgeselde göçün ve terörün de ne kadar etkili olduğunu, çocukların gözünden yalın ve gerçekçi bir şekilde anlatmıştır.
Oy ver
(3 oy)
1998 yılında faaliyete geçen Dicle Barajı, toprakları sular altında kalan köylüleri göçe zorlamış kalanları ise sebep olduğu iklim değişikliği nedeniyle azalan tarım ürünleriyle baş başa bırakmıştır. Üzüm de bu ürünlerden yalnızca biridir. Elli kişiyle gidilen bağbozumu üç kişiyle karşılanır olmuş, toplanan üzümler her biri birbirinden zahmetli işlerle pekmeze, pestile, kesmeye dönüşmüş ancak egemen sistemin tüketim anlayışı sebebiyle hak ettiği değeri göremez olmuştur. Bu durum akıllara ‘biz bu işi neden yapıyoruz?’ sorusunu getiriyor ve üzüm mahsullerinin üretiminden vazgeçilmesine zorluyor. Bu sadece bir geleneğin yok olması değil aynı zamanda bağbozumu sırasında kullanılan kelimelerin kaybolmaya yüz tutmuş kirmanckî dilinden silinmesi anlamına da geliyor.
Oy ver
(0 oy)
İstanbul, Beyoğlu’nun en eski kaldırım sahafı Vahan Kocaoğlu, 2005 yılında  kırk seneden beri sokak sahaflığı yaptığı Galatasaray, Kartal Sokak’taki yerinden Beşiktaş’a sürüldü. Yozgat, Boğazlıyan’dan 1928’de ailesiyle İstanbul’a gelmiş, 1935’lerden beri Beyoğlu’nu mesken edinmiş Ermeni sahaf Kocaoğlu (1925), 1930’lardan günümüze İstanbul’un geçirdiği sosyo-kültürel, toplumsal dönüşümlerin, ülke tarihinin pek çok kırılma noktasının, değişimin canlı tanığıdır.  Türkiye kültür-sanat hayatından pek çok entelektüel Vahan Kocaoğlu’nun müşterisi olmuş,  sahaflığıyla günümüzün önemli sahaflarına bu mesleği sevdirmiş,  sattığı kitap ve nesnelerle pek çok kişiye çalışmaları için konu vermiştir. Vahan Usta, Vahan Bey, Vahan Amca, Vahan Abi, Kaldırım Sahafı Vahan… Bir İstanbul beyefendisinin, İstanbul’un yaşayan  en eski kaldırım sahafının ağzından ve ailesinin, müşterilerinin, dostlarının tanıklıklarıyla, hayal sahaf Vahan Kocaoğlu’nun sahaflığına, İstanbul tutkusuna (taş plaklar, İstanbul’un, sahaflığın  geçirdiği değişim…
Oy ver
(0 oy)
Sılo Qız, halen Dersim'de (Tunceli) yaşayan, yüz yaşını aşkın ünlü bir söz ve keman ustasıdır. Henüz beş yaşındayken babasından keman çalmayı öğrenir. Bir süre sonrada söylemeye başlar.  Halkın yaşadığı acıları, sevinçleri, yaşanılan olayların hikayelerinden yola çıkarak doğaçlama usulüyle müziğe aktarır. Platonik aşklarla sevdiği kadınlar için de  sayısız sevfa türküleri söyler.  Müziğini genellikle köy düğünlerinde ve taziyelerde icra eder. 1938 Dersim isyanının canlı tanığı olan Sılo Qız direnişi ve sonrasında gelişen katliamı destansı ağıtlarla dile getirir. Tamamı Zazaca çekilen belgesel, bu ünlü dengbejin (ozan) yüzyıllık yaşam ve müzik serüvenini anlatıyor.
Oy ver
(9 oy)
1943 yılında Van’ın Özalp İlçesi’nde kaçakçılık yapan ve Ahmed Arif’in de “33 Kurşun” şiirine konu olan 33 Kürt köylüsünün Orgeneral Mustafa Muğlalı tarafından öldürülmesinden beri kaçakçı ölümleri sürekli devam etti. Bu belgeselde her yıl onlarca kişinin kaçakçılık yaptığı için öldürüldüğü Özalp ve Başkale İlçesi’ne bağlı sınır köylerinde ekmeklerinin peşinde koşarken yaşamını yitirenlerin öyküsü anlatılıyor. Belgeselde anlatılan hikayeler arasında, henüz 13 yaşında olmasına rağmen babası daha önce sınırda vurulduğu ve yaralı olduğu için kendi deyimiyle aç kalmamak için gecenin karanlığında köyün gençleri ile atına iki bidon yükleyip, ölüme yürüyen çocuğun kendi ağzından hikayesi de var.
Oy ver
(8 oy)
Belgesel Ankara Kızılcahamam’da meşe odunu kömürü yapımı için,doğunun farklı illerinden mevsimlik olarak çalışmaya gelen ve burada sekiz ay kalan ailelerin yaşamlarını anlatır. Bu sekiz aylık süreç içinde çadırlarda yaşayıp,her türlü zorluğa göğüs gererek meşe odunu kömürünü üretirler.”Toruk”,bu üretim aşamasının başından sonuna kadar birbirleri için yaptıkları fedakarlıkları ve aralarındaki yardımlaşmayı konu alır.
Oy ver
(0 oy)
Bir grup insanın talepleri icin yol kesmesi eylemine verilen ad...     90'lar Arjantin'inin politik atmosferinde büyük kitlelerin eylem biçimi olarak ortaya çıkan pikete; genelde işsizlerden müteşekkil Piketeros hareketi ile anılmaya başlanır. Piketeros, ana-akım medyada, yoğunlukla, maskeleri ve ellerindeki sopalarıyla, şiddet yanlısı erkekler olarak temsil edilirler. Tuz, su, un; bu baskın temsil içinde adı neredeyse hiç geçmeyen ve hareketin %70'ini oluşturan kadınlara, ctd: anibal verón aşevlerine bir ziyarettir.
Oy ver
(6 oy)
Hatay’ın Kırıkhan İlçesinde Amik Gölü ortasında terkedilmiş bir adada yaşayan bir anne ile kızının yaşam hikayesi...