Biz sırtımızı Yılmaz Güney gibi halka yaslıyoruz!
EBRU ÖZKAN/BİRGÜN

Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi tarafından organize edilen “2. Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali” ne hazırlıklar başlıyor. Yılmaz Güney Vakfı’nın katkılarıyla gerçekleştirilecek olan festival; Sinema (kısa film, belgesel), Öykü, Şiir, Karikatür ve Fotoğraf dallarında olmak üzere beş sanat dalında gerçekleştirilecek. Festivalin nasıl ortaya çıktığını, neden böyle bir festivale ihtiyaç duyulduğunu Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’nden Özlem Gerçek ve Burak Şahin ile konuştuk.
>> Festivalin bu yıl ikincisi düzenleniyor. Fakat ilkinden başlayalım isterseniz… Hem ilki hem de bu yıl gerçekleşecek olan festivalin nasıl bir amaç doğrultusunda ya da talepler ışığında ortaya çıktığını öğrenebilir miyiz?
Özlem Gerçek: Aslında ilk festivalin örgütlenmesi uzun bir zamana yayıldı. 2007 yılında yapılan tartışmaların sonucunda ilk festivali gerçekleştirmeye karar verdik. Öncelikle egemen medyada popüler ve bireysel bir sanat anlayışı hâkim. Yani daha çok para kazanmak amacıyla yapılan etkinlikler bunlar. Bunun karşısında da yüzünü halka dönmüş, halktan yana sanat yapmaya çalışan ve var olan algıyı değiştirip dönüştürmeye çalışan insanlar var ve açıkçası insanlar kendi güçlerinin farkında değiller. Biz de dedik ki hala bu niyette bir sanat anlayışı var madem bunları bir potada eritelim. İnsanlara aslında ne kadar çok olduğumuzu ve gücümüzü birleştirdiğimizde ne kadar çok şey başarabileceğimizi gösterme ihtiyacından doğan bir festival Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali. Gerçekleştirdiğimiz ilk festival bize şunu gösterdi ki bizimde beklentimizin üstünde bir talep varmış. Beklediğimizden çok daha fazla ürün geldi. Talepler ve festivale değerlendirilmek üzere gelen ürünler üzerine ikinci festivali gerçekleştirmek gerektiğine inandık.
>> Festivalin adı neden Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali?
Burak Şahin: Öncelikle Yılmaz Güney ülkemizdeki halkçı sanatın, toplumcu gerçekçi sanatın en önemli temsilcilerinden. Yaşamıyla, hayata karşı duruşuyla ve sanatı için, sanat anlayışı için birçok bedeller ödemesiyle, ürettiği eserlerin niteliğiyle Türkiye’de salt sinemanın değil muhalif sanatın bir simgesidir. Biz de buradan yola çıkmak istedik bu nedenle de festivalin adı Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali oldu. Fakat bu salt sinema değil farklı sanat dallarında da aynı çizgiyi koruyabileceğimizi ve aynı potada eritebildiğimizi göstermek istedik.
Özlem Gerçek: Festivalin Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali olmasının bir nedeni; egemen kültür ya da egemen medya bugün ileri demokrasi adı altında devrimci değerleri devrimci kültürü de iğdiş etmeye çalışıyor. Oradan da nemalanmaya çalışıyor ve oradan da bir rant elde etmeye çalışıyor. Mesela Nazım ile ilgili iyi sözler yalnızca ‘iyi’ sözler, Ahmet Kaya için iadeyi itibarlar, zamanında vatan haini ilan edilen insanların hatta linç ettikleri insanları bugün egemen sistemin temsilcileri tarafından kendi iktidarlarının devamı için kullandıklarını görüyoruz. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bunun için de bu festivali Yılmaz Güney adı altında yapıyoruz. Bu değerler emekle, kanla, nice bedelle yaratılmış değerlerdir. Dolayısıyla bizim değerlerimizi bizden almalarına da izin vermeyeceğiz.
Diğer amaçlarımızdan biri de kültür sanat alanında popüler olanla popüler olmayan arasında çok ciddi bir uçurum yaratılmaya çalışılıyor. Biz popüler olandan ziyade nitelikli olanları bir araya getirmek için, profesyonelle amatörü bir araya getirmek için ve buradan doğacak birikimin, hem öğrenci hem öğretmen olabilmenin yarattığı gücün de farkına varmalarını istiyoruz insanların. Bakarsanız kültür sanat alanında belirli isimler vardır ve bu isimler dışında başka üretim yoktur. Aslında yığınla üretim vardır hayata dair, gelecek dünya özlemine, başka bir hayata dair yığınlarca üretim var. Biz bütün bu üretimlerin bir araya gelmesini ve buradan çok güçlü bir sesin yükselmesini istiyoruz.
>> Bu doğrultuda festivalin oluşturmaya çalıştığı bir diğer kültür de sanatı bir ayrıcalık ya da bir üstünlük olmaktan çıkarması olarak bakabiliriz…
Özlem Gerçek: Kesinlikle öyle. Halkla bütünleşen olanaklar yaratıldığında içerde de çok değerli ve nitelikli şeylerin ortaya çıkabileceğini biliyoruz. Bunu yaparken bu işi bilen insanları da yok saymadan onlardan öğrenerek bir şeyler yapmak amaçlarımızdan biri. Çok güçlü ve farklı fikirlerin bir arada olduğu bir platform yaratmak.
Burak Şahin: İlk festivale baktığımız zaman içinde maden işçisinin ürettiği üründe var, üniversite bitirmiş insanların ürettiği ürünlerde var. Sistem ise bambaşka bir şeyi ‘’öğretmeye’’ çalışıyor; siz başka başka insanlarsınız sen işçisin işçiliğini yap, sen sanat okudun sanatını yap. Hâlbuki hayata ortak bir noktadan bakan insanların çok farklı sosyo-kültürel konumlarda da olsalar aynı umutla dünyaya bakabildiği bir gerçek. Söz gelimi siz bir kitleye hikâye yazdınız, bu hikâyenizde popüler unsurlar yoksa ya da paranız pulunuz veyahut tanıdığınız yoksa sesinizi duyuramazsınız. Bizim burada yapmaya çalıştığımız şey hayata halktan yana bakan insanların tek tek bir şey yapamadığı fakat bir araya geldiği zaman birçok engeli ve duvarı yıkabileceğimizi ispat etmek istiyoruz. İlk festivalde de bunu gerçekleştirebildiğimizi gördük. Zonguldak’tan Bartın’dan ve birçok ilden festivali buralarda da gerçekleştirelim gibi talepler geldi. Çünkü ortak bir düş var ve nerede olursak olalım bu düş bizleri bir şekilde buluşturuyor. Biz ikinci festivalde bu heyecan ve umutla yola koyulduk. Biz devrimci bir kurum olarak çok haklı ve meşru bir fikri ortaya attığımız gerçeğinin yarattığı motivasyonla yola koyulduk. Kültür sanat camiasından gelen olumlu tepkiler, sanatçı aydın insanların desteği de bizi motive eden bir diğer unsurdu.
>> Az önce devrimcilerin sahip çıktığı değerlerin sistem tarafından piyasalaştırılmaya çalışıldığından bahsettiniz. Ticari bir malzeme haline getirilmeye çalışılması yani metalaştırılması aynı zamanda egemenler için bir korkunun ifadesidir. Siz festivali gerçekleştirirken bu korkuların ve belki bir anlamda sansürün yol açtığı zorlukları yaşadınız mı?
Özlem Gerçek: Aslında Yılmaz Güney ismini kullanıyor olmak baştan taraf olmak anlamına geliyor. Biz ezilenlerin sanatını temsil eden bir ismi kullanıyoruz. Dolayısıyla biz tarafız ve karşımızda da bir taraf var. Karşımızdaki güç doğrudan engellemese de hiçbir olanağını size kullandırtmıyor. Buna rağmen biz zorluklarından ziyade bizi ilgilendiren kısmıyla yani umut veren kısmıyla ilgileniyoruz. Ve zorluğundan ziyade Yılmaz Güney isminin bir ağırlığı var. Gelecek kuşaklara ne verebiliriz ne aktarabiliriz omuzlarımızda bunu ağırlığını taşıyoruz ve taşımaya devam edeceğiz.
Burak Şahin: Az önce dediğiniz gibi bu sistem içerisinde insan dâhil her şey metalaştırılıyor. Yılmaz Güney söz konusu olduğunda da aynı şey yapılıyor. Onun isminin ve yaptığı şeylerin altını boşaltmaya çalışıyor. O zaman bizlere daha fazla sorumluluk düşüyor. Yılmaz Güney’i bu festivali takip edenlere doğru bir biçimde anlatmakla yükümlüyüz. Bizim karşılaştığımız zorluk budur. İkinci zorluk ise maddi boyutudur. Duruşumuz ve aldığımız sorumluluk gereği bir bankanın sponsorluğunu kabul edemeyiz. Biz sırtımızı Yılmaz Güney’inde yaptığı gibi halka yaslıyoruz ve bu gelinen aşamada da doğru bir iş yaptığımızı çok açık bir şekilde görüyoruz.
>> Festivale hangi dallarda katılım olacak?
Burak Şahin: Kısa film ve belgesel olmak üzere iki dalda sinema ödüllerimiz var. Bunu dışında öykü, şiir, karikatür ürünlerini kabul ediyoruz. Şiir de üç dilde ürün alıyoruz: Kürtçe, Zazaca ve Türkçe. Karikatür ise geçen festivalden uluslararası bir nitelik kazanmıştı ve bu sene de bu dalda ürün kabul ediyoruz. Jürisi de uluslar arası olacak ve dünyanın her yerinden ürün kabul edeceğiz. Bir de fotoğraf dalında ürünler kabul edilecek.
Bu festival kapsamında gelen ürünlerin bir değerlendirmesi muhakkak olacaktır fakat biz birinci ikinci üçüncü seçmiyoruz. Yani on kişi de ödül alabilir üç kişi de ödül alabilir bunun belirleyeni de biz değil jüri olacaktır. Amaç üretimin devamlılığını sağlamak ve motive etmektir. Dolayısıyla ödüllerimiz onur ödülleri ve özendirme ödülleri ve maddi değil manevi değeri olan ödüller olacaktır.
>> Başvurular ne zaman olacak bununla da ilgili bilgi verir misiniz?
Burak Şahin: Sinema, öykü ve şiir için 15 Ocak’a kadar karikatür ve fotoğraf için de 15 Şubat’a kadar ürün kabul ediyoruz. Kısa bir değerlendirmeden sonra da şubat ve mart ayları içerisinde etkinlikler düzenleyeceğiz. Merkez İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır ve Dersim gibi başlıca illerde etkinlikler yapılmaya çalışılacak. Bunun dışında Zonguldak ve Bartın’dan da festival talep ediliyor. Aslında örgütleyebildiğimiz her ilde gelen ürünleri sergilemek istiyoruz. 31 Mart’ta yapılacak kapanış ve ödül töreniyle de festivali sonlandıracağız.
YÜZ ÇİÇEK AÇSIN KÜLTÜR MERKEZİ
Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi 1994 yılında kuruldu ve kurulduğu yıldan itibaren Okmeydanı’nda faaliyet gösteriyor. Kendisini yüzünü, halka dönen, ezilenlerin sanatını yapmaya çalışan bir kültür merkezi olarak ifade ediyor. Hem halktan beslenmek hem de onlara ulaştırmaya çalışmak kültür merkezinin temel işlevini yansıtıyor. İsminin Yüz Çiçek Açsın olmasının da bir özelliği var: Yüz fikir akımının birbiriyle yarışması fikriyatından yola çıkarak oluşturulmuş bir isim. Yani halktan yana farklı fikirlerin, farklı düşüncelerin ve tabii ki farklı sanat eserlerinin bir arada olabileceğini ve bu birliktelikten nitelikli ürünler çıkarmayı hedefliyor. İkincisi düzenlenecek festivalin de bu minvalde yaklaşılacağının altını çiziyor.
Link: Orjinal Haberi Gör